6 Haz 2010

masallar mutlu sonla bitmeli


Küçük deniz kızı masalı

Denizler kralının denizin altında bir büyük kalesi vardı. Kral bu kalede yaşardı. Kralın sekiz kız kardeşi vardı. Bunlar deniz kızlarının ayakları yok, balık gibi kuyrukları vardı.

Bir gün küçük deniz kızı bir gemi gördü. Deniz kızı gemiye yaklaştı. Gemideki erkek ve kadınları görmek istedi. Kadın ve erkeklerin kuyrukları yoktu, bacakları vardı. Bu sırada deniz kızı gemide yakışıklı bir erkek gördü. Onu çok beğendi. (Valla adam çok tipsiz, bi boka da benzemiyor. Gönül otta da konuyor, boka da… Ben hiç otta konduğunu görmedim ama neyse.)

Az sonra denizde büyük bir fırtına çıktı. Dev dalgalar oluştu. Gemi battı. Kadın ve erkekler denize atladılar. Gemi batınca yakışıklı genç adam bayıldı. Denizin derinliklerine indi. Ölmek üzereydi. Deniz kızı genç adama yardım etti. (Tam da burada deniz kızını kınıyorum. Kadınları ve erkekleri değil sevdiği adamı kurtarıyor. Ah kadınlar… ) Onu suyun üzerine çıkardı.

Genç adama yakışıklıydı. Deniz kızı onu çok sevdi. (şıp sevdi dedikleri bu olsa gerek, oğlan bir şeye benzese içim yanmayacak.) ama deniz kızının bacakları yoktu.(tek sorunda buydu zaten)

Deniz kızı deniz canavarına gitti.(hakketen canavar dokuz tane yılan var kafasında tıs tıs) bacaklarının olması için ondan yardım istedi.(özür dilerim canavar hatun ben seni kötü biri sanmıştım. Önyargılarımdan bir türlü kurtulamıyorum) Deniz canavarı, ‘‘Bu ilacı iç, kumsala doğru yüz ve genç adamı tekrar bul.’’ dedi. Deniz kızı ilacı içti ve kumsala doğru yüzdü.

Deniz kızı kumsalda genç adamı gördü. Yanına gitti. Artık bacakları vardı. Genç adamla konuştu. Onu yakından tanıdı.(kaç yaşında, mesleği ne, maaşı ne kadar, evi, arabası, ssk’sı var mı? Acep sormuş mudur, meraktan kuduruyorum. ) Ama adamın başka bir sevgilisi vardı. (Aynı Fransız kontesi gibi hatun, pek çirkin be) Bizim mal bu duruma çok üzüldü.

Deniz kızı, kardeşlerinin yanına döndü. Tekrar deniz malı oldu pardon kızı diyecektim. Çok mutsuzdu. Kız kardeşleri ona, ‘‘Neyin var? Çok üzgün görünüyorsun! ’’ dediler. Deniz kızı cevap vermedi. Suyun üzerine çıktı ve giden gemiler baktı. Bütün gemilerde sevdiği adamı aradı.

Çocukların okuması için yazmışlar bir de. Tesadüf bu ya bende okumaya başladım. Başladım ağlamaya, çocuklardan biri sordu: ‘‘öğretmenim sizinde mi sevdiğiniz başka birini seviyor’’gel de anlat anlata bilirsen bi de çocuk sorduğu soruya bak, bazen beni deli ediyorlar.

Küçük deniz kızıyla tek ortak noktamız isimiz gibi görünse de o da deniz bende, o da mal bende. Yazılacak çok şey aman boş ver gitsin. Hadi denizciğim geminin arkasında birlikte el sallayalım.

bla bla bla yorumu1: Bi boka benzemeyen herif deniz kızına aşık olmalıydı. Evlenip mutlu olmaları gerekirdi. Evlilik meraklısı değilim sadece bize öğretilen bu insanlar evlenirler,çocukları olur mutlu olurlar.

bla bla bla yorumu2:Belki bi masalda daha yazarım, sonu mutlu biten

bla bla bla yorumu son: masallar mutlu sonla bitmeli

özledim

Özledim seni, bunu kendime bile itiraf etmekte zorlansam da doğru olan bu.
Parfümünü değil kendi hayvani kokunu, tenini, yemyeşil ot gibi bakışını, benciliğini, inatçılığını, her an ağlayacakmış gibi bakan gözlerini, hiç beceremesen de felsefe yapmanı, sıcacık içimi ısıtan gülüşünü ben seni özledim.

Her şeyinle seni özledim.
Ben seni özledim.

Önce sevmeyi öğrendim sonra güvenmeyi sonra aldatılmayı sonra aldatmayı ve ayrılık şu ölümden beter olan şey. Sen ne kimisinde bana bunlar öğrettin!

Sen gelsen, benim olsan hiç gitmesen özlem bitse, hasret bitse kavuşsak mutlu olsak hayal kurma diyor iç sesim artık hayallerde mutlu olur oldum.
Sevmek yetmiyor mutlu olmak için acı da olsa insan öğreniyor. Yaşamak öğrenmek değil miydi?

Yaşadığını biliyorsun seni sevdiğini biliyorsun sen mal mısın git mutlu ol.
Haydi gel benimle ol diyememek, içimi acıyor.
Yaşam çok boktan gurur ne biri bana anlatsın. Öyle lanet bişeydir ki bazen sevdiğinizi bile birine söyleyemezsin. Gurur insanı mutluluktan uzaklaştırır. Ne kadar doğru? Sorularla kafayı yemiş durumdayım.


Onu severken nasıl başkasına dokunabilirsin ki. Aklım almıyor, yapamıyorum. Hep aklımdasın kime baksam sensin, bütün erkekler sensin, bütün kadınlar sensin, yağmur da sen yağan sesin, esen sert rüzgâr da sensin, temmuzun tenimi kavuran güneşi sensin, tanrının bana armağanı da sensin, tanrının bana ızdırabı da sensin, hem iyisin hem kötü, hem günahsın hem sürpriz yumurtası. İn misin cin misin?

Sevgi ne? Seviyor muyum? Sevmiyorsan bu özlem kime? Mutlu olmak suç mu?
Sorular var. Cevaplar nerde kimde.
Niye yanımda değil, sevgi kavuşmaya engel mi?
Sorularımla baş başayım cevaplar yok.

Bilim adamları daha cevapları bulamadılar bulsalar sevgiyi de kaldırlar ortandan. Yutuyorsun hapı duygusal ortadan kalkıyor. Hissetmiyorsun, sevmiyorsun, nefret etmiyorsun, özlemiyorsun. Ottan farkın yok yani. O kadar acımız olma deniz, bizi hayvanlardan ayıran tek şey şu beynimiz ya bende var mı? yok mu? o ayrı bi konu.
Aşkın ömrü dört yılmış iki buçuğu doldu altı ay sonra bitecekmişsin son bir yılda yeni birini bulmak için arayış yıllıymış.

Ben yine seni aramak istiyorum, bıraktığım yerde ol seni sevmek güzel sen beni sevmesen de aşkın ömrü bitince yine seni bulmak istiyorum.

Unutup unutup yeniden sevmek istiyorum. Doğru ben manyağım, acı çekmeye bayılıyorum.

Seni unutmak için kaç kapak daha lazım.