28 Eki 2012

sakın arkana bakma

Arkaya bakma alışkanlığından kurtulun

Bir daha geri dönmemek üzere bir yerden ayrılıyorsan, '' sakın arkana bakma '' derler.

Bir amaç için yola çıktıysan,vaz geçmemen, zoru görünce kaçmaman için, '' gemileri yak, köprüleri yık'' derler.

Karşı kıyıya geçmek için ince bir köprüde, bir ipte yürüyorsan '' sakın aşağı bakma, hep ileri bak'' derler.

Çünkü bunları diyenler, arkaya bakmanın geçmişe odaklanmak olduğnu ve seni geri çekeceğini bilirler.

Çünkü bunları diyenler, geri dönüş yolunu görürsen zoru görünce hemen vazgeçilebileceğini bilirler.

Çünkü aşağı bakarsan, aşağısının girdap gibi seni kucağına çekeceğini bilirler.

Evet şimdi, eğer yeni bir yola çıkmak için hazırlanıyorsanız, ya da bir değişim yolculuğuna çıktıysanız; nereye bakacağınız konusunda ve hangi geri dönüş yollarını yakacağınız, yıkacağınız konusunda bir egzersiz yapalım.

Kağıt kalemler hazır mı? ( Her halde beni takip edenlerin artık kendilerine ait bir defteri vardır :)

Örneğin kilo vermek için yola çıktıysanız, her kilo verdiğinizde kıyafetlerinizi daraltmak ya da hemen birisine hediye edip, ya da onları saklamaktan vazgeçmek. ( gemiyi-köprüyü yakın)

Hastalıklardan kurtulma kararı, daha sağlıklı olma yoluna çıktıysanız, zorunlu olduğunuz ilaçlar dışında olanları ve gereksiz tedbir araç-gereçlerini yok edin.

Aklınızda hep ulaşacağınız yeri hayal edin, gözünüz hep ileride olsun.

Geçmişteki üzüntüleri, haksızlıkları, acıları bir daha- bir daha düşünerek geçmiş girdabının kucağına bakmayın.

Çevrenizdekileri tekrar tekrar acınızı, sorununuzu, mutsuzluğunuzu anlatmayın. İnanın bana; sizi dinleyenlerin % 80 i dinlemiyor, diğer % 20 si de sizin mutsuzluğunuzdan mutlu oluyor.

Daha iyi, hakkettiğiniz gibi bir sevgili istiyorsanız, eski sevgilinize dönüp durmayın ve dönmemek için gereken her ne ise onu yapın. İmkansız kılın geri dönüşü. Geçmiş bir alışkanlıktan ibarettir. Sizi oraya çeker, sürükler, bunun için önlem alın. Değiştirmek istediğiniz geçmiş çok faydalı bir şey olsaydı, şu an zaten çok mutlu olurdunuz, bir arayış içinde olmazdınız.

İçten içe, gerçekleştirmek istediğiniz şey olmazsa yenilgi karşısında ne yapacaksınız onun pazarlığını yapmayın. Başka hangi yolu deneyebilirsiniz onu düşünün.

Geriye dönüş yollarınızı tıkayın. Yolu dönülmez kılın. Bunun için resimleri mi yakmanız gerekiyor, eşyaları mı atmanız gerekiyor? Telefon numarasını mı silmeniz gerekiyor, başka bir çevreye mi girmeniz gerekiyor? Siz çok daha iyi bilirsiniz ne yapmanız gerektiğini.

Her yere ileriye bakmayı, hedefinizi , güzellikleri hatırlatacak işaretler koyun. Yani tam donanımlı bir şekilde yola çıkın. Arkaya bakmadan, aşağı bakmadan, dönüş yollarını tıkayarak yola çıkın. Yolunuz açık olsun. Yüreğinizin ışığı yolunuzu aydınlatsın. Sevgi ve sağlıkla ilerleyin :)

Arzu Bıyıklıoğlu

25 Eki 2012

Tek ortak noktamız nefes almak olan adama aşık olmuşum. Vay halime...

17 Eki 2012

İnsan kendi hayatını kendi zorlaştırıyor
Çok şey öğrenirsen mutsuzsun
Mutlu olmak için aptal mı olmak lazım???

1 Eki 2012

çok canım acıyor ya



Benden vazgeçmişsin öyle duydum. Peki, küçücük gözlerimi kocaman açıp sana bakmayacağım, kafamı sağa yatırıp gülümseyeceğim, seni kızdırmak için burnumu ve dudaklarımı büzüştürmeyeceğim, canimin ne kadar acıdığını umursamadan yanaklarımı sıkamayacaksın, ‘aciyor’ diyişlerimi duyamayacaksan,  yastık olarak yumuşacık omuzuna yatamayacağım, omuzundan kaldırıp öpmeyeceksin, sıkıca saramayacaksın beni,  sen seviyorsun diye mor giyemeyeceğim, bi tek vodafone mesaj atacak bana, saçlarımı toplayınca zorla açtırmayacaksın, saçlarımı kısa kestirdim diye bana kızmayacaksın hatta alışıp çok şirin olduğumu söyleyemeyeceksin, yatağa uzanıp uzun uzun sana bakamayacağım, birlikte hayaller kurumayacağız, çok mutlu olamayacağız, korkuyorum dediğim de kim yanımda olacak kim güldürmeye çalışacak beni hiç düşündün mü? Senin yokluğunda ya korkarsam. Birbirimizi hiç tanımıyormuşuz gibi yaşamaya devam edeceğiz tabi buna yaşamak denirse.

Önce ellerimi unutursun küçücük onlar sonra da öpmeye doyamadığın dudaklarımı, senden başkasını görmeyen gözlerimi, sana ‘aşk’ diyişimi en sonunda da adimi unutur başka kadınlara aşık olursun. 

 

2 Eyl 2012

hayallerdeki facebook

Facebook un deşeleyerek arama modu yok mu yaa... Tipini falan tarif etsek bulsak aradığımızı bulsak, Cinsiyet: erkek, kadin, şöyle böyle

Teni: sarışın, esmer, kumral

Boy: hazal kaya, kenan doğulu, kenan imirzalıoğlu, nejat işler  

Kütle: tuğba özay,sibel can ,zerrin özer  

Göz rengi: nurgül yeşilçay, tuba büyüküstün, melis birkan  

Saç şekli: hadise, çağla şikel,pınar altuğ, ömür gedik  

Burun: hande ataizi burnu, ajda pekkan burnu, hande yener burnu  

Göbek: bülent ersoy göbek, zekin müren göbeği, şahin k. göbeği

Dudak: Angelina Jolie dudaği, seda sayan dudaği, nurgül yeşilçay dudaği  

Göt: koca göt, orta göt, küçük göt (en çok bu kısımda zorlandım)  

Meme: banu alkan memesi, ebru şalli memesi, (ikisinin ortasi meme bulamadim)   

Çük boyu: parmak kadar, el kadar ,kol kadar facesi izdivaça benzettim, çok mu abartım ne

mevsimler

Ben sonbaharım sense ilkbahar, belki bu yüzündendir, ben yapraklarıma söz geçiremezken, sen mis kokulu çiceklere gebeyken, aynı anda iki hata üç mevsim yaşanırken, küresel ısınma da varken, bi biz kavuşamadik gitti.

biliyor musun?

Söylenmemiş cümlelerim var. Sana dair, bana dair, aşka dair. En kötüsü ne biliyor musun? Bunlar hiç söyleyememiş olmam. Karşımdasın, Sözcükleri söylemedem yutuyorum.

25 Ağu 2012

Arkadaşlar duydunuz mu? Tabiat ana regl olmuş. Aaaa seslerini duyar oldum. Yoksa Nisan ayında ‘kar’ yağar mi?bu dengesizlik nasıl açıklanır ki. Allah aşkına. Sancısı çok mudur? Acep. Ah! Ben de kadın olduğum için anlayışla karşılamaya çabalıyorum ve merak içindeyim, bu regl ne zaman bitecek. Şimdi benimki 5 gün sürüyor ama tabiat ana bu boru mu? Şimdi hesap zamanı: ay matematikten de hiç anlamam, normal kadın en az gün 3 gün, en uzun 7-8 gün sürüyor. Şimdi bu regl kadından kadına değişir. Kimisi karın ağrısıyla atlatır, kimisi halıları tırmalar. Bu cümleyi erkekler anlayamayabilir. Gerçi yaşamaları lazım. Dua arası: allahım inşallah erkekler 1 kere regl olsun, söz bütün nazlarını, kaprislerini çekecem. Dua bittiğine göre tam gaz devam. Şimdi bu yazdıklarımı tabiat ana okuysa çıktım. Tepeme şimşek mi çakar? Meteor mu düşer? Ankara da sönmüş volkan yok ama her an patlayabilir. Tabiat ana kadınların en çılgını yalvarım sana azıcık güneş. Tabiat ananın durumu başka şekilde açıklanamaz. Kesin şiddetli ağrıları var. Yoksa ne bu sinir nisana olmuş. ‘Cemre’ler intihar etmiş, yer de kar. Ankara’ya kar yağdı , daha ne olsun. 11833 biri arayıp tabiat ana içi tatlı Bolulu Hasan Ustanın telefonun alsın. Acil tatlı lazım. Neticeye vardım ki göt donduran soğukları daha çok göt donduracak. Düşüncenize tabiat ana menopoza girse vay halimize. Tahtaya vurun tahtaya. Yazinin başini nisani ayinda yazmiştim, şimdi ağustos yaniyoruz.

8 Tem 2012

Sadece beynimdeki sesleri susturmak istedim yoksa seni unutmak gibi bi niyetim yoktu.

14 Haz 2012

Aşk beni sorarsa: 'yok' diyin.
Küçükken geleceğimi böyle hayal etmemiştim. Çok mutlu olacaktim. Hayallerimin mi beni terk etti yoksa umutsuzluğa mi düştüm? Bilemedim. Şimdi kurduğum hayallere şaşiriyorum. Büyüdükçe kendime yabancilaşmişim. Tek beden de iki farkli kişilik var. Biri yoğun bakimda, diğeri sürünüyor.

20 May 2012

saatlerce konuşmak istiyorum, hiç susmadan sabaha kadar konuşmak. ne konuşmak istediğimi bilmiyorum, konuşsam da ne dediğimin farkında olmayacağımı bilsem de konuşmak istiyorum. çok konuşmak ve ben uzaktan akraba olabiliriz yalnız. tanısan bilirsin, az kelimeye bütün düşündüklerimi anlarsın. laf kalabalığı yok, kelime oyunları yok, sinirli kelimelerim var. hayati basitleştiren kelimeler de denebilir. evet demeyi bildiğim kadar hayır da diyebiliyorum. hani derler ya insanların tek sorunu duygularını rahat ifade etmekte zorunlandiklari için hayati kendilerine zorlaştırmalarıymış. ilk bakışta doğru gibi gelse de bende tek kelimeyle berbat. sevdiğimi söylüyorum, sevmediğime 'aşık olma bana senin beni sevdiğin kadar sevemem seni, seni üzdüğü için senden daha çok üzülürüm' diyebiliyorum, benimle ilgilemezsen aldatırım diyorum ki yaparım da zaten, yalan söylemeyi gerektirecek aktivelere karışmıyorum, anlayışlı biriyim, onun yerime kendimi koyarım yine de erkek olsam kendimle evlenmeyi geç sevgili bile olmam. sevgi konusunda vericiyim işin asli alıca da lazım. hep bişey eksik. ilişkilerimi düşünüyorum ne eksikti diye, ya sevgi ya da güven eksik. pazarda satılmıyor bunlar, karaborsaya düştü. en iyisi ne biliyor musun; düşününce içim hiç acımıyor. olması gerekenden çok uğraştım, sevgim için neleri feda edebileceğimin farkına vardım. her bitişte kendim den yeni bir ben yarattım. aslında dönen yalnız dünya değil, yaşamda dönüyor; doğmak-yaşamak-ölmek, duygularda dönüyor;sevmek-sevilmek-nefret etmek. hayatta kalmakla aslında her gün ayni şeyleri yaşıyoruz. farklı zaman dilimlerinde farklı farklı insanlara farklı duygular kişiler farklı olsa da duygular hep ayni. kimin saçının rengi farklı, kimin boyu, kimin kilosu siz fark etmeseniz de hepimiz birbirimize benziyoruz. aslında iyi biriyim ama iyi şeyler başıma gelmiyor.

21 Mar 2012

When I am Sad

hayat bok gibi

Siz hiç kendinizi değersiz hissettiniz mi?
Aile ortamında, iş hayatınızda, arkadaşlar arasında, ikili ilişkilerde.
Kalabalığın içinde önemsiz, sıradan belki de görünmez olduğunuzu hissettiniz mi?
Dünyada ki bütün insanların sizden önemli işlerinin olduğunu, rekabet uğruna adınızı hatırlamayan arkadaşlarınız, işi gücü para olan insanların sizi görmediği oldu mu?
Her gün konuştuğunuz,gülüştüğünüz, eğlendiğiniz arkadaşlarınız birer birer yok oluşunu seyretiniz mi?
Sizi en yakin arkadaşınız bi çük uğruna terk etti mi? 13 cm uğruna yalnız kalmakta varmış hayatta.
Sizi canından çok seven sevgiliniz, sahi o şimdi nerede dediğiniz oldu mu?
Sesinizi aylardır duymamış, yüzünüzün neye benzediğini hatırlamayacak kadar zaman geçmişse ve sen hala aşktan, sevgiden bahserken o kıçını bile kaldırmazken için acımadı mi?

sus konuşma yorumu:Yaşama amacımı kaybettim. Nereye koyduysam bulamıyorum.

16 Mar 2012

ya bu aşk meşk işlerine girmesek kafam çalışıyor da. aşk boktan bir şey ekmek arası peynir gibi değil. seviyorum ama açim, doyurmuyor sadece sevgi.

Öyle biran geliyor ki, zaman geçmek bilmiyor.
Her bakışta akreple yelkovan aynı yerde.
Hayatin akışına rağmen inatla zaman duruyor.
İşte öyle bir andayım.
Düşünmekten patlamaya hazır beynim
Saatli bomba misali o anı bekliyor.
Dakikalar birbirini kovarlarken,
Saatler koşuştururken,
Yıllar su gibi akıp geçerken,
Bu an geçmek bilmiyor.
Baktım 2 dakika geçmiş.
Ben hala ayni yerdeyim.
Yalnız ve kimsesiz.

27 Oca 2012

Sevgililer gününe yalnız girmeyin

Sevgili okurlarım (gerçi beni okuyan var mi bilmiyorum)sizin için uğraştım, didindim. Sevgililer gününe yalnız girmeyin diye, ben girmemde bari siz girmeyin diye saçımı süpürge ettim valla. Denedim ama garanti veremiyorum. Çünkü ben de işe yaramadı. Bazıları saçma, bazıları iş görür denemek size kalmış.

Yalnızlıktan sıkıldınız (azıcık) veya yolunda gitmeyen kısa süreli ilişkilerden bıktınız (iki haftadan kısa sürenlerden oluyor galiba?) (iki haftadan uzun süren ilişkimde yok gibi bişey) ve artık kusursuz bir sevgili istiyorsunuz. 30 gün içinde dileğiniz gerçek olabilir!

Hafta sonlarını evde yalnız başınıza geçirmekten sıkıldınız, arkadaşlarınız sevgilileriyle dolaşırken siz oturup aşk filmleri izliyorsunuz. (yooo boks ve savaş filmleri severim) Biliyoruz hayat çok sıkıcı, peki hayatınıza değişiklik katmak ister misiniz? Kendinize 30 gün ayırın ve 30 ipucumuza kulak verin! (AÇTİM KULAKLARİMİ)














1. Gün: İlk olarak tanıdığınız bütün arkadaşlarınıza bir mail gönderin ve kendinize harika bir erkek aradığınızı, sizi akıllarının bir köşesinde bulundurmalarını söyleyin. Ne de olsa her an size uygun biriyle tanışabilirler. (lan benim orospu kız arkadaşlarıma söylesen harika erkek, evlenecek erkek. düşü killi falan filan kiçlariyla gülerler) (en azından öyle bir herif varsa kesin bana haber vermezler yala avucunu derler)

2. Gün: Kaybedecek hiçbir şeyiniz olmadığını düşünün Ve şunu aklınızdan çıkarmayın; kolay bir kadın olmak sadece daha çok erkekle tanışmanızı sağlayacaktır. Doğru erkeği bulmak istiyorsanız, seçici davranmalısınız. Geleceğinizin olmadığını düşündüğünüz biriyle vakit kaybetmeyin! Örneğin; meslek sizin için çok önemliyse, işsiz biri ile gezip tozmanızın pek bir manası olmayacaktır.

3. Gün: Duruşunuzu değiştirin. Eğer bir erkekle tanışmak sizin için çok zorsa şunu uygulayın; kafanızı diğer tarafa çevirin ve göz ucuyla hoşlandığınız erkeğe bakın, hafifçe gülümseyin. Bu onun size yaklaşmakta bir sakınca olmadığını düşünmesini sağlayacaktır!

4. Gün: Erkeklerle en kolay tanışabileceğiniz yerler, barlardır. Fakat buraya yalnız gitmeyin, bu niyetinizi çok belli eder. Yanınıza bir iki arkadaşınızı alın ve bara oturun. Ortamı iyice tarayın ve hedefinizi bulduğunuzda ona kısa bir bakış atın. Bu onun dikkatini çekmenizi sağlayacaktır. (ne bakışı ya vakit kaybı yanına giderim, enseye bi tokat patlarım naber lan)

5. Gün: Artık vücut dili konusunda mastır yapmış sayılırsınız. Şimdi dışarı çıkın ve gördüğünüz bütün yakışıklılara kaçamak bakışlar atın. (çapkınlıkta kimse elime su dökemez)

6. Gün: Kick-boks dersine ya da bir fitness salonuna yazılın. Oraya derslerden birkaç dakika daha erken gidin. Böylece çekici bir erkeğin yanında yer kapabilir ve onunla dersler hakkında muhabbet edebilirsiniz. (ay bu kadar sosyal olacam diye para pul kalmadı) (kiçima giyecek donum kalmadı zaten)

7. Gün: Hani şu okulların eski mezunlarını bir araya getirmek için düzenledikleri pilav günleri var ya, bu günleri de es geçmeyin deriz. (valla gittim insanin okullunda hiç yakışıklı çocuk olmaz mı yok yok) (anaların doğurduğu yakışıklı çocuklar nerede)

8. Gün: Öğlen yemeklerini işyerinde yemek yerine (masanızda oturarak bir erkek bulamayacağınız kesin) kalabalık bir restorana gidin. Yakışıklı bir erkeğin yanına oturun ve onunla göz teması kurmaya çalışlın.

9. Gün: Kızların ve erkeklerin bir arada olduğu bir takıma (örneğin yüzme ya da trecknig kulübü gibi bir şey olabilir.) girin. Örneğin dans dersleri ideal bir seçim olurdu. Spor tif bir tip değilseniz, çevreye faydalı olmak adına Greenpeace'ce de katılabilirsiniz. (çevreci olayım çevreci herif bulurum belki)

10. Gün: Facebook ya da Myspace gibi communitiy sitelerine katılın ve okuldayken tutkun olduğunuz erkekleri bulun. Onlara mesaj atın ve okuldan birilerini ararken tesadüfen onların profillerine rastladığınızı söyleyin. Laf lafı açacaktır! (+he laf lafı açıyor, falan evlenmiş, filanın bebesi olmuş, falan filan nişanlı) (+sen evlendin mi? -hayır +nişan falan -yok +sevgilin var mi -evet +ne zaman evleniyorsunuz -biz evlenmeyi düşünmüyoruz +?)

11. Gün: Asansörde karşılaştığınız çekici erkeklerle ya da restorandaki garsonlarla ufak sohbetler edin. Böylece flört becerilerinizi geliştirebilirsiniz. (Allahım ne kadar şansız olduğumu bi kez daha anladım)

12. Gün: Şimdiye kadar ilk gün arkadaşlarına yazdığın maillere birkaç cevap gelmiş olmalı. Bu gün gelen cevapları değerlendirebilirsiniz. (geciktirici sprey reklamında başka bişey gelmez bana)

13. Gün: Hani şu spor salonundaki yakışıklıyı hatırladın mı? Yanına git ve sanki çok eski bir arkadaşınmış gibi ona merhaba de… Erkekler samimi kızları severler. (yalan be direk ….. bu kız diyorlar)

14. Gün: Arkadaşınla parka git ve futbol sahasının kenarında oturun. Daha sonra oyuna katılmak için izin isteyin… Eğer bu sizin için çok zorsa, ileride köpeğini gezdiren yakışıklının yanına gidip, köpeğini sevmek için izin isteyebilirsin. (hayvanlardan nefret eden biri olarak köpek sevmeyi başarırsam Oscar benim demektir)

15. Gün: Geçen gün katıldığın organizasyonu hatırladın mı? Toplantıya git ve oradaki yakışıklı erkeklerden birinin telefon numarasını öğren. Daha sonra bir sonraki toplantının ne zaman olduğunu sormak için onu arayabilirsin. Belki kibarlık olsun diye bir çay içmeye de davet edersin.

16. Gün: Hemen kalabalık bir mekâna git. Hafta sonunun da yardımıyla yeni birileriyle tanışmak için şansın yaver gidebilir! (allaaa alllllaa savaşa gidiyorum sanki mübarek)

17. Gün: Profil oluşturduğun siteye gir ve bak bakalım kimler sana cevap vermiş. Belki yarın akşam biriyle bir şeyler yapabilirsiniz.

18. Gün: Birkaç erkeğin köşede futboldan bahsettiklerini mi duydunuz? Eğer siz Galatasaylı ve onlar Fenerbahçeliyse bile, bunu muhabbete dahil olmak için kullanabilirsiniz Yanlarına yaklaşın ve "Hey! Fener dün ne kadar iyi oynadı değil mi?" diyin.(iiğğğğğ)

19. Gün: Bir parti düzenleyin ve her davetlinin yanında tanımadığınız biriyle gelmesini isteyin. Böylece hayallerinizin erkeğiyle tanışma şansınız artar. (evde parti abim tüfeğiyle vurur)

20. Gün: İşten eve dönerken, daha önce hiç uğramadığınız bir kafeye uğrayın ve yakışıklı biriyle sohbet edin. Bazen yeni olduğunuz yerlerde daha cesaretli olursunuz.

21. Gün: Geçen gün düzenlediğiniz partiye gelen yabancı konuklarınıza mail atın ve partinize katıldıkları için teşekkür edin. Bu onların aklında kalmanızı sağlayacaktır.

22. Gün: İşyerinizde yakışıklı iş arkadaşlarınızın da katılacağı bir happy hour (o da neymiş ki) düzenleyin. Emin olun kaynaşmak için iyi bir yoldur! (benim iş yerim hatun dolu demek ki yala avucunu)

23. Gün: Marketteyken "yanlışlıkla" seksi bir erkeğe çarpın ve üzgün olduğunuzu söyleyin. Kim bilir belki iyi bir arkadaşlık doğar. (yok, be bildiğin odundu herif yine de laf lafı misali konuştum falan hafiften cıvıdık falan market arabasında ağdayı görünce nasıl kaçtığımı anlatamam yok oldum bi anda) (hayır sormaya kalksam annemin falan der ben inanırım falan)

24. Gün: Artık bir ayın sonuna geliyoruz, o yüzden bütün cesaretinizi toplayın ve normalde oldukça zor görünen diğer ipuçlarını yapmaya çalışın.

25. Gün: Bir restoranda otururken karşı masadaki yakışıklı beyefendiye kızarmış patates gönderebilirsiniz mesela.

26. gün: Bir erkek mağazasına girin ve elinizde bir tişörtle karşıdaki yakışıklıya yaklaşın. Aslında oldukça masumsunuz, sadece erkek kardeşinizin doğum günü için doğru hediyeyi arıyorsunuz.(resmen yalanci oldum, bak sen)

27. Gün: Artık erkeklerle iletişime geçme konusunda ustasınız, o zaman bir adım daha atın. Onun sizinle konuşmasını beklemeden yanına gidip konuşmaya başlayın.

28. Gün: Kartınızı seksi bir yabancıya verin ve sizi aramasını isteyin! (seksi kart yerine sümüklü peçeteye numaramı yazarım)

29. Gün: İşyerinizdeki yakışıklıyla bir iki laf edin ve birbirinize mail adreslerinizi verin.

30. Gün: Tebrikler, artık kendinize iyi bir erkek buldunuz! Eğer hala bulamadıysanız en iyisi romantik bir film alın ve patlamış mısır ve dondurmayla kendinize bir parti veriniz. (iyi herif bulmuşsun haaa nerde nerde)

30 gün uğraştım, gerçi hepsini denemedim. yala avucunu o kadar uğraştım cebinde kuruş kalmadı. gene yalnızım. sevgililer gününe mantiyala girmek hayal zaten. geçen sene yalnızdım, ondan önce herif beni terk etti, ondan önceki sene de ben herifi terk etmiştim. benim sokak sürtüğü sevgilim vardı en iyisi onu aramak hala duruyor mudur ki. Neyse ya dert etmeyin. Yalnızlığın tadı ayrı.